cırcır böçeği sorunsalı
dedim ki
-zamanın ishal hali tehlikelidir
akışkandır
yağ gibi geçer farkettirmez nasıl geçtiğini
insan-ı kamilin üzerine bulaşır dedim
o da
-zararın neresinden kaçarsak karın oralara bir yerlere gelebilme ihtimalimizin arttığını düşündüğümüz taktirde, aslında her halukarda zarardan kar edilmaz. dedi
-ya arkadaş sen hangi çayırda otluyorsun anlamadım ki eğer tanrı seni bana bir sınav olarak gönderdiyse emin ol ben bu sınavda kopya çekerim
o esnada kapı çaldı
bu kim ya bu saatte dedim homurdanarak kalktım kapıyı açmak için kapıyı açtığımda kimse yoktu karşımda
kafamı uzattım kapıdan sağa sola baktım yok kimse
-bu ne yaa. dedim
kapıyı sertçe kapatım söylenerek geri dönüp kalktığım yere kendimi attım
-ne oldu kım geldı. dedı arkadaş
-yok olum dedim kimse
-acaba yanlışmı duydum kapı sesine mi kurdum kendimi ney
birden sırıttığını gördüm arkadaşımın
-ne oluyo lan iyice mala bağladın haa yawşak
-la oğlum az önce ben sana ne dedim kapı çalacak demedim mi
ee
-sende kendini kapının çalmasına kurdun işte
düşündüm birden
-ne oluyor lan dedim kendi kendime
o ara bır yerlerden cırcır böceğı sesi geldi
-hangi aydayız biz
-ne alaka olum dedi
-la söylesene hangi aydayız biz
-mart
-ee
-ne e'sı
-olum bu ses ne alaka o zaman
-ne sesi olum
-lan olum bu cırcır böceğinin sesi ne alaka
birden az önceki sırıtık halinden eser kalmadı yüzünde
anlayamadığını ve kafasındaki bütün neronların çarpıstığını hissediyordum.
durdu ...
durdu ...
durdu ...
bana baktı
sırıttığımı görünce sinirlendi
-tepemin tasını arttırma ne diyorsan açık söyle
-olum aylardan mart değil mi
-evet
-bu cırcır böceği neden ötüyor
şapşal gibi hala bakıyordu bana anlamalandıramadan
-olum anlamıyormusun cırcır böceği ağustosta öter
- bi sittir gıt yaa bende dinliyorum seni
-menyak anlamadın mı hala
-karınca ile ağustos böceğinin hikayesini okumadın mı sen hiç
-yaw arkadaş iki rekat dur yaa
güldüm o esnada
çisim geldi kaltım tuvalete gittim..
HÜSEYİN ÇAKICI
akışkandır
yağ gibi geçer farkettirmez nasıl geçtiğini
insan-ı kamilin üzerine bulaşır dedim
o da
-zararın neresinden kaçarsak karın oralara bir yerlere gelebilme ihtimalimizin arttığını düşündüğümüz taktirde, aslında her halukarda zarardan kar edilmaz. dedi
-ya arkadaş sen hangi çayırda otluyorsun anlamadım ki eğer tanrı seni bana bir sınav olarak gönderdiyse emin ol ben bu sınavda kopya çekerim
o esnada kapı çaldı
bu kim ya bu saatte dedim homurdanarak kalktım kapıyı açmak için kapıyı açtığımda kimse yoktu karşımda
kafamı uzattım kapıdan sağa sola baktım yok kimse
-bu ne yaa. dedim
kapıyı sertçe kapatım söylenerek geri dönüp kalktığım yere kendimi attım
-ne oldu kım geldı. dedı arkadaş
-yok olum dedim kimse
-acaba yanlışmı duydum kapı sesine mi kurdum kendimi ney
birden sırıttığını gördüm arkadaşımın
-ne oluyo lan iyice mala bağladın haa yawşak
-la oğlum az önce ben sana ne dedim kapı çalacak demedim mi
ee
-sende kendini kapının çalmasına kurdun işte
düşündüm birden
-ne oluyor lan dedim kendi kendime
o ara bır yerlerden cırcır böceğı sesi geldi
-hangi aydayız biz
-ne alaka olum dedi
-la söylesene hangi aydayız biz
-mart
-ee
-ne e'sı
-olum bu ses ne alaka o zaman
-ne sesi olum
-lan olum bu cırcır böceğinin sesi ne alaka
birden az önceki sırıtık halinden eser kalmadı yüzünde
anlayamadığını ve kafasındaki bütün neronların çarpıstığını hissediyordum.
durdu ...
durdu ...
durdu ...
bana baktı
sırıttığımı görünce sinirlendi
-tepemin tasını arttırma ne diyorsan açık söyle
-olum aylardan mart değil mi
-evet
-bu cırcır böceği neden ötüyor
şapşal gibi hala bakıyordu bana anlamalandıramadan
-olum anlamıyormusun cırcır böceği ağustosta öter
- bi sittir gıt yaa bende dinliyorum seni
-menyak anlamadın mı hala
-karınca ile ağustos böceğinin hikayesini okumadın mı sen hiç
-yaw arkadaş iki rekat dur yaa
güldüm o esnada
çisim geldi kaltım tuvalete gittim..
HÜSEYİN ÇAKICI




