25 Mart 2012 Pazar


  osmanlı tulumbası sorunsalı


La olum az ye laa. Hayvan gibi yiyorsun. En iyimi sen tatlının parasını ver duman bizim ikramımız olsun.
—Yediğimi mi sayıyorsunuz? İki dakka adam olun. Zaten Roni bayıldı onun payı da benim.
—bak sana bir hesap yapayım simdi iyi dinle.
— hesabi bilmem ben bu kafayla hesap falan dinleyemem.
— sus lan dinle iki dakka
- he dinliyorum
-Takvim yazıyorsunuz 09.02.2009. 2009'u yazarken de 2 sıfır var. 9'un yanındaki sıfır, solda sıfır, sildiniz kaldı mı 9. 2'nin yanında var bir sıfır onu da sildiniz kaldı mı 2. Toplayın ne yapar 11 yapar. 2009'un içindeki iki sıfırı da sildiniz ne kaldı? 29 kaldı. 11 ile 29'u toplayın, 40 yapar, sonra ne olur nazar etme n’olur adam ol senin de olur.
- iyi de biz 2009 da değiliz ki
-mal mısın olum sen
-niye bee
-olum biz 2009 den beri tanışmıyor muyuz
- öylemi!!!
—yok, böyle
-heee
-ya bir şey söyleyeyim mi?
-söyle
-Osmanlı torunumsun olum sen.
— neden ki?
— tulumbaya dadandın da ondan
- ne alaka yaa
-olum yediğin Osmanlı tulumbası da ondan
birden şaşkına bondu. Yerinden kalkarak
- ben Osmanlı’nın fikrini zikrini hiçbir şeyini sevmem
-otur lan otur denyo. Tatlısını yiyorsun ama.
—her tatlısını yediğimiz yerli mi oluyoruz yani
-bak şimdi. Kadınları düşün. Kadınlar neden seviştikleri erkeklere hemen âşık olurlar?
—ne biliyim kadın mıyım ben
- olum ölümü de yaşamadın ama en çok düşündüğün şey bu
-ölmesem ne olur ki
-la olum dur iki dakka mevzu’u piç etme
-tamam
-çünkü kadınlar tadına baktıkları bedeni sahiplenirler evi gibi kendilerinin olmasını isterler
-hee
- hee yaa ama aslında burada hem fedakârlık hem de bencillik vardır.
— Nasıl yanı?
—şöyle fedakârdır çünkü mahremine alırlar bizi en saklı saydıkları en değerlilerine
bencildir çünkü kendisinin olmasını isterler her şeyiyle
aslında kısır döngüdür bu
-nasıl?
— kısır döngüdür çünkü elde ettiğin değersizleşir aslında. Cazip olan her zaman parmak uçlarında olandır.
—yani özge benden aynı eve cıktık diye mi ayrıldı diyorsun?
—gibi ama tam öyle değil
-nasıl yaa
-senin mal olmanda var işin içinde aslında
inceden gözlerinin yaşardığını gördüm. Sanki içine bir kedi kaçmışçasına mırlıyordu. Bu durumu görünce, söylediğim şeye biraz pişman oldum. Kafası öne eğerek parmaklarıyla oynuyordu. Hemen yanına zıpladım. Elimi omzuna attım. Az önce oturduğum yere bakarak karsıda,
-ama bu kafayla nasıl hesap yaptım çözemedin bile mal oldun cıktın
-la sittir git onu geçen bi dallama söylemedi mi? Ezberden okuyorsun.
— yuh yaa yavşak bitirmişsin tatlıları bir tane yedim daha ben
birden yüzünde fırlama bir ifade belirdi sırıtarak,
- sana bir hesap yapayım mı kanka?
—yap la birde sen yap
-bak biz üç kişiyiz
-Bedirhan, Suphi, Nazlıcan
- yok daha neler
- =)
-bak biz üç kişiydik. Saydım tatlıları 7 tane vardı. Sen bir tane yedin
kaldı 6. üçe bol kaldı 2. ben 4 tane yedim diyelim ki sana da iki kaldı onu yedin.
—ya bi sittir git yavşak ben bi bok yemedim zaten kafada daşşak gibi oldu. Unutma hesabı benim çişim geldi. Dedim ve tuvaletin yolunu tuttum...

HÜSEYİN ÇAKICI