
çıkınım zulada
sen üzülme her halukarda gitmek var nasıl olsa
güzel olanda bu değil mi zaten
birgün sonra nerde uyanacağını bilmeden yaşamak...
bazıları buna düzensizlik atfediyorlar
oysa ki ben hiç de öyle düşünüyorum
barbarların istilası aslında filmdeki gibi hani
70' li kuşağın yaşayan son önderleri göl kenarında şezlonklara uzanmışlar
üstlerinde battaniyeler
ellerinde şarap kadehleri eski günleri yaad ediyorlar ya gece yarısı
yeni günün doğuşunu izliyorlar
kendi kuşağının güneşinin battığını
ve son demlerini ...
yeni gelenlere bırakacaklar yerlerini
sonraki kuşağın temsilcilerine
onlar miyadını doldurdu
kültürleri, yaşama alışkanlıkları,
mücadeleleri,
sevgileri, tutkuları
hepsi ama hepsı
onlarla yok olacak
yok olacak diyorum bak...
öyle hafife alınacak bir an değil bu
kendini na kadar da yalnız hissettiğini bilemessın
dünya sana karşıdır artık
sen bir avuc...
işte o gun gelmeden dostum
ben bir ademyawrusu ki şuncacık bedenımle organizmamın sınırlarını zorlayarakta olsa
-ki bazen alarm vermiyor değil-
yaşarım....
gün gelinceye kadar
kendi kuşağımın gün batışını izleyinceye kadar
ne kadar lezzet varsa tadarım
en acısından en farkısına
ki;
öleceğım günün kalanını saymak yerine
dostlarımla;
bir avuç yakamoz göl kenarından,
bir tutam yalnızlık en alasından,
ay parcası bir güzellik,
ilk sevdamı anlatırken
en güzel yerinde hani sohbetin,
altın bir vuruşla gitmektir
harkulade olan...
HÜSEYİN ÇAKICI
