
Aslında söylemek istediğim bu değildi. Yanlış anlaşılmamak için ne kadar çaba harcadıysam o kadar anlaşılmadığımın farkına vardım. Bir noktadan sonra bende bıraktım kendimi sükunete. Bunun adına sükunet denirse tabi.
Aslında anlaşılmamak daha iyi gibi. Anlatamamaktan dert yanıyorum artık.Çünkü biliyorum hangi yolu denediysem sadece benim çaba gösterdiğimi gördüm. Sadece ben çırpındım hayat karsısında. Bundan dolayı kızmıyorum ama gücendim, yoruldum.
Bunun doğal bir süreç olduğu da doğru olabilir. Büyümek deniyor, olgunlaşmak, deneyim sahibi olmak.
Gereksizliyor bunu yıpranmışlığım. İstemiyor bu kadar bilmişliği.
Bilmemek iyimidir acaba? Yani yaşamamak, yalın kalmak iyimidir? Artık bunu öğrenemeyeceğim. Kirlendim.
Eskiye özlem duymak genel bir eğilimdir. Bundanmıdır acaba hep aşkın kıtık bir 45’lik plakta kaldığını düşünmemiz.
Ya düşlerimiz,arzularımız gerçek değil yada yaşadığımız hayat. İkisinden birinde bir çelişiklik var. Ya biz gerçekten düşleyemiyoruz yada hayat düşlerimizi buruşturup atıyor kenara.
Ne kadar farkında olursa insan o kadar hakimiyet duygusu gelişir. Elde etmişlik, sürekli değer yitimine sebep olur. Bunlar aslında bizi kısır bir döngünün yol ayrımına iter. Hangisini seçersek seçelim ulaştığımız nokta memnuniyetsizlik olur.
Aslında bir üçüncü yol her zaman göz kırpar bize kuytudan. Zor değildir aslında bunu görmek . Kılıkırkyararak ayırt etmeyiz.Bize zayıf görünen seçeneğin kendine göre çok da güzel bir alımlılığı,endamı vardır. Oyun hamuru gibidir. Elimize aldığımızda istediğimiz şekle sokabiliriz. Narındır hassas incinir tutmayı bilemeyene.
Görmeyi bilemeyene de her zaman korku kadar yakındır elense gider sürekli. Bayağıdır, bıkkınlıktır. Küçümsenir korkulan ve aşılamayan her şey gibi.
Gölgemizdir. Gölgemiz kadar yakındır bize. Ardısara gelir her adımda. Boş bir sokakta geriden gelen dal kırığıdır duyduğumuz . kurumuş. Her arkamıza baktığımızda onun tedirginliğidir gözlerimizde ki. Her adım attığımızda yüzleşmekten korktuğumuzdur.
Aynada cisimleşir. Gözlerimizde. Ne kadar yakından bakarsak o kadar büyür açar kendini göstermek için bütün kapılarını sonuna kadar.
Bedenimizin yer edinmiş en kalıcı misafirdir. Gücünün yettiğine efendi, yetmediğine köledir.
Yalnızlıktır asıl yol benlik.
Tazeleyen bizi her defasında kırık dökük geldiğimiz yetimhaneden, sapasağlam çıkaran.
Kendine giden yolu ezberleyen insan misafirdir aramızda.
HÜSEYİN ÇAKICI
