
Ah makarna, eskiden ne lezzetliydin. Alışkalıktan, midemizin aç boşluklarını doyuran. Üçüncü tekile düştü sofrada adın. Kapısında bekler gecelerimin, altına serilmiş kırmızı halıdır biranın. Koşarayak yaptığım, acelelerimin gölgesi.
Az pişmiş brokoli yanında bürüksel lahanası. Portakal tadında soslanmış hındı. Tadı yok yediklerimin birşey eksik lezzetinde.
Yalnızlık sofralarında başucumda kemancı. Şarabında tadı kalmadı. Tribişon kıskacından kurtarabilsem, güzelim Hayyam’ı. Köpek öldüren içecektim. Plastiğini kesecektim, koparacaktım dişlerimle. Şerefe Hayyam senin adına içiyorum ikinci yudumu şişeden.
Nuh’un gemisin de kıç tarafta izler oldum dünyanın yok olusunu. Sena da kaldırıyorum kadehimi cümle âlem görsün, güzelim dünya. Toprağında benimde kokum var, bende geçtim, ayakbastım diyebilirmiyim, utanmazca.
İçtiklerim karabasanımın üstüne cila oluyor bu aralar. Vakanın faili belli. Arakladığım resimler paçalarımdan dökülüyor. Kolumdan tutup sana getiriyor her seferinde. Çırpınışlarım kaçmalarım faydasız. Bakışlarım ele veriyor beni. Boşluğa bakışlarım. Karanlık enseliyor yalnızlığımı.
Kavgada son yumruğu at, yüzükoyum seriliyim yere. Toprağa aksın vücudum. Sulara karısın, yok olsun bütünlük.
hüseyin çakıcı(2008)
