3 Mart 2009 Salı

Yüzeysel Dönüşler ve Ardındaki Gercek


Görmezden geliyorum herkesi. Kabuğunu soymadan yiyorum meyveleri. Her yer her yerde beymimde.Belki de kabalaşmaya başladım. Yüzeysel görmek istiyorum. Sıkıldım ayrıntılardan. Boğuyorlar beni en derinlerde. Vurgun yemelerim ders oldu bana. Karanlığa inmiyorum, gece dalışları asla. Hayatın bayağılığı her yanımda. Sıkıldım kendimi anlatmaktan. Tasvir ve geriye kalan her şey gereksizleşiyor. Sığındığım bütün ortamlar, dönülmez bir handikapa dönüşüyor. Bir bahane kurtarıyor beni her seferinde, yanlış bir arama oluyor bazen, unuttuğum bir randevu. Işıktan gelen her yardım çığlığını, acaba diye sorguluyorum. Bu betonların altın da daha mı iyiyim dersin. Ruhuma inat bedenim kopuyor benden, gene. Açlık, susuzluk, yalnızlık. Hep aynı dertten muzdarip oraları. Eski zamanlarda yaşayamama olasılıksızlığıma rağmen, hep aynı düşü görüyorum. Bir keşiş dolanıyor, rüyalarımda. Kimliksiz, vatansız, sınırsız. Takvim, saat bile icat edilmemiş zamansızlıklar dönemi. Kanım çekiliyor uzuvlarımdan, bütün akış göğsüme birikiyor. Birden açılıveriyor bedenim. Sakince havalanarak gidip konuyor zamanın gerisindeki zamansızlığa.
Yaptığım hiçbir kaynak tutmuyor bu aralar. Sıradakilerin tek umursadığı şey bu, rahatsızlık duyduğu, hayatta. Haksızlığı buradan algılıyorlar, acaba oturamasam ayakta kalırsam, nasıl çekilir onca yol. Bindiğim hiçbir otobüs doğru yere götürmüyor beni. Anlamsız kuyruklara bağlanıyorum hatam yolun basından.
Çaremi gene kendimde buluyorum ansızın, yanı başımda dikiliveriyor çoçukuğum. Olasılık içi bir düş bu sefer gördüğüm. Anneme sarılıyorum birden. Telaşa kapılıyor, şaşkın, kadıncağız. Neden diye düşünmesine bile fırsat vermeden ağlamaya başlıyorum. Etimden geriye kalan her şey gülümseyerek izliyor beni. Zafer sarhoşluğuyla. Çocukluğumun balkonunda toplanmış yazdığım bütün herşey. Fark ediyorum ki düşündüğüm her şeyin fonunda aynı manzara var. Büyüdüğüm ev.

hüseyin çakıcı(2008)