23 Şubat 2009 Pazartesi

KIRSAL HİKAYELER 1


Bu kışın ortasında nedir bu meltem. Mutlu günlerimden çalınmış. Alışmıştım beyaza oysa. Yabani hayvanlar inerken tenhalarıma, köy damında sükûnet eksik. İs, tavanıma resmini çizerken korkunun, aydınlığı mumun, titrek. Ayak sesleri eksik karda donmuş. İzini bulabilir mi cinayetin, ayak izleri eksik.

Uğultusu, karasallığımın üstünü toza buladı. Gizler mi beni bu gride. Baharda çok uzak. Yapraklarını, bir seferde koparsam sayıların. Yazdıklarım buhar olur. Uçar karıncalar başka bir dünyaya. Kraliçe ve doğurduğu erkek-işçi. Alın teri değersiz bir dünyada, bedava kaçamaklar. Sıraya girmiş muhtaçlar.

Bu yalnızlıkta, tütünüm var ama saracak kâğıdım yok. Diz boyu her şey çaresizliğimde. Sen varken ben yoktum. Ben varken sen yoksun, kısır döngüsünde, gidip gidip geliyor hafızam. Kimim ben sorgulamaları, kimdin sen bende. Noktasından sarkıtılmış soru işaretleri, tersyüz ediyor yerçekimini. Tavana çekiyor beni. İlmiğim olanca sıkılmış. İşaretleri, alametleri.

Rüzgârın ardında sakladığı, kapımı çalıyor. Kulaklarımla görüyorum onu. Gölgesi yok, cismi ıslak. Kimi zaman soğuk. Küçücük pencerelerime değiyor şimdi. Sorularımdan yaptığım çatımdan sızıyor. Kapım zaten açık.

Fırtına ve sefaletim, tek mumum kaldı. Tütünümü yazdığım yazılarla sardım. Her cigaraya bir satırbaşı yetti sanırım.

hüseyin çakıcı(2008)